: +90 532 056 3693 : - +90 212 215 57 27
Ana Sayfa > Genelli>Merak Ettikleriniz > Geçmişten Günümüze Estetik | Doç.Dr. Süleyman TAŞ Röportaj
Süleyman TAŞ Program 1 1000x400 - Geçmişten Günümüze Estetik | Doç.Dr. Süleyman TAŞ Röportaj

Geçmişten Günümüze Estetik | Doç.Dr. Süleyman TAŞ Röportaj

Açelya Akkoyun ile Gülümse Hayata Röportajı | Doç.Dr. Süleyman TAŞ

1- Estetik yaptırmak ne zaman popüler oldu?

Aslında bu sorunun cevabı, aynen ateşin bulunmasından elektrikli arabaların üretimine geçen süreç gibi uzun ve incelenmesi gereken bir evrilme sürecini ele almamiz demektir.

Tarihe baktığımız zaman güzel ve ilginç bir hikayesi de var bu işin;

Millattan önce 800 li yıllarda eski hint toplumunda hırsızlık ve zina suçlarını işleyenlerin burunları kesilirmiş, böylece toplum icinde bu kişinin damgalanması sağlanırmış.

Hintli cerrah Sushruta, bu kişiler için alından kaldırdığı deri adası ile yeniden burun oluşturmuş, plastik cerrahinin bilinen en eski tarihçesi buraya dayanmakta ve bu yüzden Sushruta Plastik Cerrahi’ nin Babası olarak kabul edilmektedir. Onun yazdığı kitap, günümüze kadar ulaşmıştır ve yaptığı ameliyat tekniği de hala günümüzde alin flebi olarak kullanılmaktadır.

Sonra bu işin avrupaya geçmesi çok zaman almıştır, 16. yüzyılda Gaspare Tagliacozzi, koldan olan benzer Teknik ile savaş yaralanması için burun onarımını tariflemiştir.

Sadece kozmetik amaçla ilk burun estetiği Orlande Roe tarafından 1887 yılında gerçekleştirilmiştir.

Toplum tarafından bu işin kabul görmesi ve yaygınlaşması tabiki zaman almıştır. İlk önceleri sadece tv artistleri ve sosyal statu göstergesi olarak zenginler tarafından tercih edilen bu ameliyatlar, 2000 li yıllarda reality show lar ile iyice yaygınlaşmış ve popülerleşmiştir.

2010 yıllarında sosyal medya ile insanların öz farkındalıklarının artması ile neredeyse artık bir zaruriyet olarak görülmeye başlamıştır.

2- Estetiğin sınırları var mı?

Tabiki de var. Her geçen gün bilimin ilerlemesi ile sınırlar zorlansa da hala bir çok sınırımız var.

Herşeyin bir limiti vardır, konumuzun limitlerine bir kaç örnek vermek gerekir ise, yapılan estetik cerrahi ameliyatları canlı dokuların şekillendirilmesi ameliyatıdır. Dolayısı ile, fabrikada tasarlanan bir mekanik ürün gibi sonuç alma ihtimali ve olasılığı yoktur, kişisel bir çok farklılık alınacak sonuca yansıyabilmektedir. Kişinin yaşı, yara iyileşme kapasitesi, dokuların sertliği, elastikiyeti, kollajen içeriği, şekillendirilebilme kapasitesi…. gibi bir çok değişken ameliyat sonucunu etkilemektedir.

3- Estetiğin yaşı var mı?

Estetiğin yaşı vardır ve her ameliyat için bu değişkenlik göstermektedir. Bir burun ameliyati icin 18-45 yaş aralığı optimum olurken, daha ileri yaşlarda yapılacak bir ameliyat ise daha riskli ve üzücü olabilmektedir. Sebebi ise, yaşlandıkça dokuların iyileşme kapasitesi giderek azalmakta ve ameliyat esnasında isteyenmeyen şekil bozuklukları oluşabilmektedir. 18 yaştan önce ise vücudun gelişimini ameliyat negatif etkileyebileceğinden ve verilecek şeklin, yüzün nihai şekline uymama ihtimalinden dolayı önerilmemektedir.

4- Estetiğin güzel olma takıntısıyla beraber ilerlediği o sınır ne? Size başvuran bir hastanın artık takıntılı olduğunu nasıl anlıyorsunuz?

Güzel olmak tabiki herkesin hakkı, daha güzel olmak beraberinde bir çok pozitif enerjiyi getirebilir; daha mutlu, daha özgüvenli, daha başarılı… gibi. Ancak, her işte olduğu gibi burada da analiz çok önemlidir. O yüzden 2-3 saat sürecek bir ameliyat için, 2-3 ay ameliyat olmak isteyen hastayı gözlemliyoruz, 2-3 kez ameliyat öncesi görerek, ameliyat hakkında bir çok bilgilendirme yaparak, yapılacak işi anlamasını ve bizimle de yapacağımız işlemden mutlu olup olmama ihtimalini paylaşmasını istiyoruz.

Takıntılı insan protipi zaten böyle bir süreçte kendisini belli ediyor, bu hastamıza ameliyattan sonra da mutsuz olacağını ifade edip, ameliyat olmamasını öneriyoruz.

Buna bir örnek verecek olursak, çok büyük, kemerli, yamuk, burun ucu düşük, ve nefes alma problemlerinin olduğu bir burun estetiği olmak isteyen bir hasta düşünelim, 35 yıldır bu burun ile yaşamış ve burun delikleri doğal olarak böyle bir burunda aynı değildir, biri büyük diğeri küçük ve birinin kavisi diğerinden geometrik olarak farklıdır. Böyle bir hasta, eğer ameliyattan sonra da burnun boyutunun yüzü ile uyumlu bir hacime geldiği, kemerinin gittiği, nefes alma problemlerinin düzeldiği, burun ucunun artık düşmediği bir burunda alttan bakışta deliklerin geometrik şekillerinin aynı olmaması durumunda burunda yapılmış olan tüm iyileştirme ve ilerlemelere rağmen mutsuz olacağını ifade ediyor ise o hasta ameliyat olmamalıdır.

5- Bir hasta size geldiğinde mesela çenemi uzatın dediğinde nasıl bir yol izliyorsunuz? Onun istekleri önemli tabi ama sınırı, ölçüsü nedir bu işin?

Böyle bir istek ile bize başvuran hastanın öncelikle fotoğrafları çekilir ve yüzü analiz edilir. Yüz oranlarına bakılır, alın, burun, çene uyumu incelenir ve dış kapanışı irdelenir. Bu değerlendirmelerden sonra, tıbben normal olarak kabul edilen yüz oranları ile çenenin gelmesi gereken seviye belirlenebilmektedir. Yapılan simülasyon çalışması ile olabilecek görüntüyü de tahmin edebilmekteyiz. Hem hasta hem de doktor için yol gösterici olan bu çalışmadan sonra kişide yapılabilecek olan değişimi ve kendisini nasıl etkileyebileceğini anlamakta, mutlu olup olamayacağını ifade edebilmektedir.

6- Estetik operasyonları güzellik anlayışını da değiştiriyor. Geçmişe gidelim mesela 30 sene öncesinde güzellik neydi ve şimdi ne olarak algılanıyor?

Tabiki de haklısınız. Bu çok subjektif bir konu ve toplumdan topluma farklılıklar göstermektedir.

Moda diye tabir edilen şey; zamana göre popüler olan, beğenilen, arzu edilen anlayış demektir. Ama bunun ile güzellik anlayışını karıştırmamak gerekir, güzellik anlayışı aslında her zaman aynı, doğal olan göze hitap eden anatomik ışık ve gölgeler demektir. Bunlar aslında sanatta da tıpta da aynıdır.

30 yıl önce burun için kemeri olmayan mandalla sıkılmış burun ucu görüntüsü moda idi, sonra bu estetikli görüntü diye tabir edilerek bırakıldı, çünkü anatomiyi bozan bir değişimdi ve ciddi fonksiyonel problemlere neden olmaktaydı, o yüzden bırakıldı.

Şuan ise mesala brezilya poposu olarak tabir edilen BBL ameliyatı moda olmaktadır. İnce bel ama belirgin popo…

Bunun sonu yok, olmayacakta… Ama estetik cerrahide güzellik anlayışı doğalı koruyarak yapılan değişiklik demektir.

7- Biz neden hep fabrikadan çıkmış gibi hanımları sokaklarda görüyoruz. Bu iş bu noktaya nasıl vardı?

Biraz önce bahsettiğim gibi, moda olarak çeşitli sebeplerden popüler olan ama anatomiyi korumayan işlemler fabrikasyon sonuçlara neden olmaktadır.

Arz ve talebin yüksek bir etkiye sahip olduğu bu cerrahi alan, ne yazikki bu sonuçları da doğurabilmektedir.

Bunu önlemek için yine toplumun bilinçlendirilmesi ve anatomik olan değişiklikler için özendirilmesi gerekemektedir. Pure beauty diye tanımlanan doğal güzellik hep bizim alanımız için elzem olan hedeftir. Bunu benimseyip yolumuza devam ettikçe, bu sonuçlar elenir. Bunun önemini kendi cerrahi felsefem ve kliniğim için ilke edindiğimizi gönül rahatlığı ile belirtebilirim. Bizim klinik logosunun Türk Patent Enstitüsü tarafından da patentlenmis olan mottosu “Doğal Güzelliğin Adresi…” dir.

8- Şu anda en popüler estetikler neler?

İlk sırada burun estetiği gelmektedir. İnsanların kişisel interaksiyonunda çok önemli bir yere sahip ve yüzun ortasında olan bu organımız, gerek fonksiyonel nedenlerden olsun gerek ise kozmetik amaçlar ile olsun tüm estetik cerrahinin tarihçesi boyunca ilk sırada yerini hep korudu ve korumaya da devam etmektedir.

Coğrafi olarak bulunduğumuz lokasyon itibari ile kemerli ve ucu düşük burunlar yaygın olmaktadır. Bu görüntü, özellikle insanlar güldüğü zaman yüz ifadelerinin önüne geçmesi, insanları bu noktaların düzeltilmesine sebep olmaktadır. Toplumsal olarak sosyal normlarımızda da kemerli ve ucu düşük burunların cadımsı bir görüntüyü akla getirmesi yine insanların ameliyat olma sebeplerinden bir başkası olmaktadır. Ama olay aslında bu kadar basit değil, bu tip burunları iyice incelediğimizde sebebinin kemerli ve ucu düşük burunların aldığı ışığın burnun ucuna doğru yoğunlaşmasından dolayı (face to face) 2 li interaksiyonlarda karşı tarafın odak noktasını gözlerden buruna doğru değiştirmesine neden olduğu için kişi bunu fark ederek olumsuz etkileniyor. Neden gözlerime değil de burnuma bakıyor sorusunu akla getiriyor. Bilinç altına düşen bu düşünce günümüz şartlarında mümkün olan bu değişim için neden olmasın sorusuna itiyor ve kişi bilinçsel düşünce akışının sonunda bu ameliyatı arzu ederek doktor arayışına giriyor.

Bu çözümleme aslında diğer estetik uygulamalar için de geçerli olmaktadır. Göğüsün büyümesi sayesinde aldığı ışık artacak. Poponun büyümesi, dudağın büyümesi… de aynı şekilde etki yaratacaktır.

Kırışıklık tedavisi ayrı bir konu, gençken olmayan bu kırışıklıklar yaşlılığa atfedildiği için, yaşlanmak istemeyen ve yaşlı gözükmek istemeyen ve yine aynı şekilde aldığı ışığı arttırarak ruhuna etraftan aldığı enerjiyi arttırmak isteyenlerin başvurduğu diğer bir tedavi noktasıdır.

9- Gelecekte şunları da yaptıracaklar dediğiniz bölgeler var mı?

Aslına bakarsanız, hemen hemen her bölgenin estetiği yapılmaktadır. El atılmamış bir bölge kalmadı. Bana göre gelecekte olacak olan şey, daha farklı, yaptırılacak başka bir estetik değil. Gen haritaların çıkarılması ile fenotip tayini yapılmaya başlandığından beri artık daha anne karnındayken ve hatta daha anne karnına düşmeden çocuğun alacağı şekli tayin edebileceğiz, bu sayede kemerli ve ucu düşük bir burun yerine daha doğmamış çocuğun yüz şekli simulasyonlar ile tayin edilerek bu ameliyatlari olmasına gerek kalmayacağı bir dünya bizi bekliyor gibi…

10- Sosyal medya güzellik takıntısını ve estetik yaptırma ihtiyacını tetikliyor mu, siz neler düşünüyorsunuz?

Sosyal medya insanların yüksek seviyede birbirleri ile interaksiyonda bulunduğu ve gün içerisinde en yakın arkadaşından ya da ailesinden bile daha fazla zaman geçirip etkilendiği bir yer oluşturdu. Sosyal medyada olmak ise, büyük oranda insanların fotoğraf ve videoları ile var olması demek olduğu için ve interaksiyon için etkileyici olmak çok önem arz ettiği için, estetik olarak öz benliğin yargılanmasını ister istemez tetikliyor.

11- Sosyal medyada gördüğü bir ünlünün aynısı olmak isteyen birini nasıl frenliyorsunuz ya da daha doğrusu frenliyor musunuz?

Sadece bu sosyal medya için geçerli değil, sosyal medya yokken de televizyonda gördüğü bir ünlü gibi biri olmak için başvuran ya da sadece ünlüye olayı kısıtlamayalım, başka biri gibi olmak isteyen biri, estetik cerrahi ameliyatları için uygun degildir, ve her zaman da plastik cerrahi de bu böyle bilinmiştir. Bu tür hastalar, ameliyata kabul edilmez. Herkes özeldir, bu tarz ameliyatlar için cerrahınıza spesifik şikayetler bildirmeniz gerekir, bu şikayetler, doktorunuz tarafından incelenip, nasıl birşey yapılabileceği konusunda yol haritası oluşturur. Ama başka birine benzemek hem mantığen mümkün olmayacağından hem de arkasında bir takım çözülmesi gereken psikolojik problemleri içerdiğinden tıbben uygun görülmemiştir.

12- Selfie (Öz Çekim) çekmek sanki kusursuz olma ihtiyacını arttırdı, ne dersiniz?

Kesinlikle doğru. Şimdi selfie dediğimiz telefonlar ile fotoğraf çekebilme teknolojisinden önce kendimden örnek verecek olursam, okul kaydı ve pasaport başvurusu dışında fotoğrafçıya gitmişliğim yoktu. O zamanlanların en yakın ve en net sayılabilecek olan vesikalık fotoğraflarının kalitesi ve pikseli şuan herhangibir bir telefonun ön kamerasi ile çektiği netliği ve derinlik ile kıyaslanamaz bile. Bir de bu yetmezmiş gibi insanlar bunu sosyal medya hesaplarında paylaşıp, bir nevi diğer insanların beğenisine sunuyor. O yüzden daha önce asla söz konusu olmayacak durumlar şuan için değişitirilmesi gereken ve elzem olan şekil deformitelerine dönüştü.

Buna aslında öz farkındalık denebilir ama aslında denemez de… Çünkü, eskiden de ayna vardı, şuanda da var. Ama kimse aynada gördüğü bir şekil bozukluğundan bahsetmiyor, fotoğraflarda çıkan bir şekil bozukluğundan bahsediyor. Yani aslında fotoğraflarda güzel çıkma arzusu, şuan için estetik ameliyatların bir numaralı sebebi diyebiliriz.

13- Genç görünme iddiası da yormuyor mu insanları sizce?

Her iddia, bir efor ve enerji sarf etmeyi gerektiriyor. Ama bunu iddia olarak yapmamak lazim, gerçekten genç göründüğünde, kişi bir genç gibi topluma faydalı olmaya devam edebiliyor, daha mutlu ve enerjik bir birey olabiliyor ise, o zaman genç görünmekten faydalanabilmiş demektir. Yoksa haklısınız, sadece yaşınıza genç görünebilmek için yapmanız gereken o kadar çok şey var ki, sporundan diyetine ve yapılacak mudahalelere kadar… Sadece arkadaş sohbetinde aa ne kadar genç gözüküyorsun demek için kalkışılır ise o zaman yorar.

14 – Estetik cerrahiden aslında şifa anlaminda da çok faydalanılıyor. Mesela yanık hastalarda. Zaten aslında yeniden yapım ve onarım demek değil mi? (Yüz şekil bozuklukları, yarık dudak, çene, doku travmaları, meme yokluğu gibi…)

Çok dogru. Bizim alanımızın ismi Plastik, Rekonstruktif ve Estetik Cerrahi. Plastik kelimesi latince plasticus kelimesinden gelmekte ve şekil vermek demek. Rekonstruktif ise yeniden onarmak demek. Estetik ise mevcut bir şeklin görüntüsünü iyileştirmek demek. Yani alanımızın ismi var olan şeyin şeklini düzeltmek olmayan şeyi ise oluşturmak demek aslında.

Bu yüzden, tıbbın her alanındaki şekil bozukluğu bir noktada plastik cerrahinin ilgi alanına girmektedir.

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir