: +90 532 056 3693 : - +90 212 215 57 27

Selfie Çılgınlığı ve Burun Estetiği

burunestetigi - Selfie Çılgınlığı ve Burun Estetiği

Selfie Çılgınlığı ve Burun Estetiği Ameliyatı

Selfie (Öz çekim), yani dijital kameralar ile her gün çektiğimiz oto-portre fotoğraflar, hayatımıza girdiğimizden beri değişen çok şeyin yanında bir diğeri burun estetiğine olan rağbetin artması oldu.

Bu konuyu, Yr.Doç.Dr. Süleyman Taş’ a sorduk ve bize bu konuda şunları aktardı:”Yüzümüze ve beden algımızın artmasına neden olan Öz çekim sayesinde, yüzümüzde orantısız olan ya da asimetrik olan bölgelerimizi gün içerisinde daha sık görür ve kafaya da sık takar olduk, bu da tabi ki estetik cerrahiye olan yönelimlerimizi arttırdı.”  

Peki, selfilerde çektiğimiz o fotoğraflar yüzümüzdeki yapıları doğru yansıtıyor mu? Ya da yüzümüzdeki yapıları fotoğraflarda kapatmamıza olanak sağlıyor mu?

Yr.Doç.Dr. Süleyman Taş: Selfie çekerken de, altın oranı kullanmanın yüzdeki yapıları olduğu oranıyla fotoğraflara aktarmamızı sağlar. Fotoğraf karesini hayali 2 paralel ile 3 e böldüğümüz zaman, gözlerimiz üstteki hayali paralele denk gelicek şekilde fotoğrafımızı çekersek, yüzümüzdeki yapıların oranlarını olduğu gibi fotoğrafa aktarabiliriz. Aksine, telefonumuzu yukarı kaldırarak, yüzümüzü yukarıdan çekersek o zaman ise burnumuz olduğundan daha küçük, yüzümüzü aşağıdan çekecek olursak ise burnumuzun daha büyük çıktığını göreceğiz. Kemerli bir burnunuz var ise tam yandan değil de biraz cepheden ve yukarıdan alarak bir selfie çektiğimiz de ışığın da etkisi ile kemerimiz biraz daha az ve yukarıdan çektiğimiz için burnumuz biraz daha küçük görünecektir.

Açıların değişimi ile bile fotoğraflarda burunlarımızın çok farklı çıktığı bir dijital düzenekte, burun estetiği planlarken nasıl standartizasyonu yakalayabiliyoruz?

Yr.Doç.Dr. Süleyman Taş: Tabi ki, fotoğraf stüdyoları ile. Muayene odalarımıza kurduğumuz, paraflaşlı, profesyonel fotoğraf makinaları ve storlar ile profesyonel fotoğraf stüdyolarını aratmayacak şekilde fotoğraflar çekerek, her açıdan burunun yüz ile oran ve orantısına bakıp, altın oran dediğimiz yüz oranlarını hangi değişiklikleri yaparak yakalayabiliriz dedikten sonra yaptığımız bilgisayar simülasyonları ile bunu ortaya koymaktayız.

Neden altın oran?

3b-300x225

Yr.Doç.Dr. Süleyman Taş: Bunun için altın oranın ne demek olduğunu anlatmam gerekir biraz. Matematiksel bir kavram olup, bir doğruyu neresinden 2 parçaya bölersek büyük parçanın küçük parçaya oranı, tüm parçanın büyük parçaya oranına eşit olur sorunusun cevabıdır, altın oran ve bu da yaklaşık olarak 1,6 ya denk gelir. Tarih boyunca sanat ve resimlerde de kullanılan bu oran insan yüzünde araştırıldığında, bu orana sahip olan insanların tarih boyunca toplum tarafından çekici ve güzel bulunduğu görülmüştür. Eski mısırlılarda, Kleopatra’nın, günümüzde Angelina Jolie’nin farklı yüzyıllarda yaşamalarına rağmen altın orana sahip ve toplum tarafından beğenilen insanlar olmalarının ortak paidesi altın orandır. Bu da aslında ne kadar zaman geçerse geçsin estetik algının, çekiciliğin değişmediğini ve toplumlar arası çok fark göstermediğini ortaya koymaktadır.

Türkiye’de en sık yapılan estetik ameliyatı nedir?

Yr.Doç.Dr. Süleyman Taş: Burun estetiği.

12-229x300

Peki neden?

Yr.Doç.Dr. Süleyman Taş: Bunun sebebi aslında beynin yüzü algılama şeklinden geçmekte. Son yapılan bilimsel çalışmalar ile beynin yüzü algılama biçimi ve hangi noktaların en çok göze çarptığı ortaya konmuştur. Eye tracking (göz tarama) tekniği ile bir insan yüzüne baktığımız da gözlerimizin 1 saniye kadar kısa bir sürede tüm yüzü taradığı ama bu sürenin %90’ı nı sırasıyla kaş, göz, burun ve dudak kısmına harcadığı, kalan %10’nun da yüzün kalan kısmına baktığı ortaya konmuş. Bahsettiğimiz bu 4 kısmın (kaş, göz, burun, dudak) en çok ideal olmayan ve ameliyat ile düzeltme gerektiren kısmı burun olduğu için, en çok yapılan estetik ameliyat da burun olmakta.

2b-257x300

Son olarak burun estetiğinde son gelişmeler nelerdir?

Yr.Doç.Dr. Süleyman Taş: Artık daha çok dokuları zedelemeden, hasar vermeden, birbirleri ile bağlantıları bozmadan yani ameliyat olmamış gibi ameliyat yapmayı nasıl beceririz onun peşindeyiz. Bu felsefenin sayesinde artık, atravmatik (travma yaratmadan, hasar vermeden demek) teknik ile sadece burnun sorunlu bölgelerine müdahaleleri gerçekleştirerek, klasik ameliyatlardaki her şeyi ortaya koy sonra düzelt mantığından uzaklaşıyoruz. Plastik cerrahlar olarak, mikrocerrahide ki deneyimlerimizi estetik ameliyatlara aktarıyoruz, tüm dokulara mikron düzeyinde eğildiğimiz gibi bunu, burun estetiğine de yansıtıyoruz. Bu yüzden ben kişisel olarak kapalı teknik ile atravmatik tekniği kombine ederek ameliyatlarımı gerçekleştirmeyi tercih ediyorum.

 

Yr.Doç.Dr. Süleyman Taş

www.suleymantas.com.tr